Görsel

Çeyrek Asırlık Bir İnat: Beyoğlu’nda Kolektif Bir Otoportre

İstanbul’un değişken kültürel, politik ve ekonomik topoğrafyasında bağımsız bir çağdaş sanat galerisinin çeyrek asrı geride bırakması, ticari bir takvim başarısının çok ötesinde kentsel hafızaya, sanatsal özerkliğe ve ısrarlı bir yol arkadaşlığına işaret ediyor. 2001 yılından bu yana Türkiye güncel sanatının gerek yerel ekosistemde gerekse uluslararası platformlarda kendi özgün dilini inşa etmesine katkıda bulunan Galerist, 25. kuruluş yılını kapsamlı bir hafıza ve vefa projesiyle taçlandırıyor. Tepebaşı’ndaki tarihi Passage Petits-Champs binasında 16 Eylül – 7 Kasım 2026 tarihleri arasında izleyiciyle buluşan Gönül İşi, çeyrek asır boyunca galerinin kimliğini, estetik duruşunu ve düşünsel zeminini şekillendiren 50’ye yakın sanatçının yapıtlarını tek bir çatı altında topluyor.

Görsel

Les Petits-Champs, Tepebaşı

Sergi, galerinin 25 yıllık geçmişine alışılageldik kronolojik arşiv belgeleri, sararmış katalog sayfaları ya da nostaljik efemeralar üzerinden bakmayı bilinçli bir biçimde reddederek taze bir editoryal tavır benimsiyor. Gönül İşi, bir galeriyi var eden asıl gücün sanatçıların kesintisiz üretim iradesi olduğu gerçeğinden yola çıkarak mekânı kolektif bir otoportreye dönüştürüyor. Duvardaki her bir çalışma, yan yana geldiklerinde Galerist’in çeyrek asırlık ortak estetik vizyonunun ve kurumsal direncinin panoramik bir resmini çiziyor.

Kurucu Murat Pilevneli’nin 2001 sonbaharında Nişantaşı’nda attığı ilk adımla başlayan yolculuk, zamanla Türkiye sanat ortamını Liste Art Fair Basel, Art Basel ve The Armory Show gibi küresel sanat merkezlerine taşıyan bir ekole dönüştü. Sergide yer alan Nil Yalter, Semiha Berksoy, Taner Ceylan, Sarkis, Haluk Akakçe, Hüseyin Bahri Alptekin, Ayşe Erkmen, İpek Duben, Hussein Chalayan ve Elif Uras gibi figürler; hem galerinin uluslararası bienal ve fuar dolaşımındaki erken dönem öncülüğünü hem de kuşaklar arasında kurulan düşünsel köprüleri görünür kılıyor.

Görünmeyen Emeğin Poetikası: Zamana Karşı Kurulan Güven

Serginin omurgasını oluşturan Gönül İşi başlığı, sanat alanında çoğu zaman görünmez kılınan duygusal emeği, sabrı, karşılıksız inancı ve piyasa dalgalanmalarına karşı geliştirilen mesleki dayanışmayı odağına alıyor. Sanat sosyolojisinin tarif ettiği simgesel sermayenin, kırılgan coğrafyalarda ancak aktörlerin kişisel adanmışlığı ve inatçı sürekliliğiyle korunabileceğini hatırlatan sergi; sanatçı, galeri, küratör ve izleyici arasındaki güven bağını her türlü pragmatik çıkarın önüne yerleştiriyor. Sanatsal üretimi varoluşsal bir ifade alanı kılan bu yaklaşım, atölyenin sessizliğinden galeri mekânına taşınan emeğin değerini teslim ediyor.

Farklı kuşaklardan gelen Leylâ Gediz, Seza Paker, Erinç Seymen, Ayça Telgeren, Defne Tesal, Merve İşeri ve Lara Ögel gibi sanatçıların sergi için özel olarak ürettikleri yeni işlerle galerinin tarihine damga vuran erken dönem yapıtları aynı mekânsal kurguda birbirleriyle konuşuyor. Bu yan yanalık, tamamlanmış bir maziye övgü düzmek yerine, hâlâ akmakta olan ve geleceğe doğru genişleyen canlı bir üretim damarını işaret ediyor. Sanatçıların malzeme seçimlerindeki cesaret, disiplinlerarası geçişkenlik ve biçimsel derinlik, kurumun geride bıraktığı yaklaşık 200 sergide savunduğu estetik çoğulculuğu teyit ediyor.

Kentsel dokunun hızla dönüştüğü ve kurumsal sürekliliklerin sınandığı bir çağda, inatla üretmeye, sergilemeye ve yan yana durmaya devam eden bu çeyrek asırlık birliktelik; sanatın neden her şeye rağmen bir "gönül işi" olduğunu ve geleceğe ancak bu samimi inançla taşınabileceğini fısıldamaya devam edecek.