Sur’un Tarihi Avlusunda Kurumsal Güvence

Mezopotamya coğrafyasının bin yıllık acılarını, aşklarını, savaşlarını ve kolektif hafızasını nefesleriyle bugüne taşıyan dengbêjlik geleneği, yerel yönetim politikalarında tarihi bir dönüm noktasına ulaştı. Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesindeki tescilli bazalt konakta faaliyet gösteren Diyarbakır Dengbêj Evi, sözlü edebiyatın son temsilcilerini sembolik birer figür olmaktan çıkarıp kamusal emeğin güvencesine alan yeni bir modele ev sahipliği yapıyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak tarafından 7 Eylül 2026 tarihinde açıklanan karar doğrultusunda, mekânda uzun süredir gönüllülük esasıyla ya da düzensiz desteklerle stranlarını seslendiren 24 dengbêj ile resmi sözleşme imzalandı. Dengbêjlere doğrudan "sanatçı" statüsü tanıyan ve düzenli maaş ile sosyal haklar sağlayan bu adım, geleneksel sözlü anlatıcıların emeğini kurumsal düzeyde tescilleyen öncü bir kültürel miras hamlesi niteliği taşıyor.

Yıllardır ekonomik belirsizlikler ve güvencesizlik nedeniyle var olma mücadelesi veren icracılar için hayata geçirilen bu istihdam modeli, sözlü hafızanın sürekliliğini ekonomik kaygılardan arındırmayı hedefliyor. Kültürel taşıyıcıların onurlu bir yaşam standardına kavuşturulması, kadim seslerin kent merkezindeki varlığını güçlendirirken yerel belleğin korunmasında kamusal sorumluluğun sınırlarını genişletiyor.

Divanlardan Köylere: Yaşayan Sözlü Arşiv

Alınan karar, dengbêjlerin yalnızca sabit bir mekânda dinleyici ağırlamasını değil, kentin kırsal hafızasıyla yeniden bağ kurmasını öngören kapsamlı bir eylem planını içeriyor. Tarihi dengbêj divanlarının ilçelere ve köylere taşınması hedeflenirken, yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan stran ve kilamların dijital ortama aktarılarak yok olmaktan kurtarılması için ses laboratuvarı çalışmaları başlatılıyor.

Geleneğin en kritik halkasını oluşturan usta-çırak ilişkisini canlandırmayı amaçlayan belediye bünyesindeki atölyeler, genç kuşakların dengbêjlik makamlarını, doğaçlama tekniklerini ve zengin söz dağarcığını birinci elden öğrenmesine zemin hazırlıyor. Kadın dengbêjlerin görünürlüğünü artırmayı ve anadil hafızasını canlı tutmayı hedefleyen bu pedagojik açılım, sözlü kültürün geleceğe taşınmasında dinamik bir köprü kuruyor.