National Arab Orchestra ve Nai Barghouti AKM’de

Arap dünyasının köklü müzik mirasını senfonik bir disiplinle koruyan National Arab Orchestra (NAO), ilk Türkiye konserini Atatürk Kültür Merkezi’nde veriyor. Michael Ibrahim yönetimindeki topluluk, Filistinli vokalist ve besteci Nai Barghouti'nin solistliğinde 27-28 Eylül 2026 tarihlerinde AKM Türk Telekom Opera Salonu'nda sahne alıyor.
Boğaz’ın Kıyısında Klasik Makamın Polifonik Yankısı
Doğu Akdeniz ve Arap dünyasının asırlık makam geleneğini çağdaş orkestrasyon ilkeleriyle evrensel sahnelere taşıyan National Arab Orchestra (NAO), Türkiye’deki ilk konser turnesini duyurdu. 2009 yılında orkestra şefi ve ney virtüözü Michael Ibrahim tarafından Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulan ve klasik Doğu müziğinin özgün formlarını yaşatma misyonunu üstlenen topluluk, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında müzikseverlerle buluşuyor.
İstanbul’un kültür-sanat omurgası Atatürk Kültür Merkezi (AKM) bünyesindeki Türk Telekom Opera Salonu, 27-28 Eylül 2026 tarihlerinde bu anıtsal prodüksiyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Geleneksel Doğu çalgıları olan ud, kanun, ney ve rikk ile Batı senfoni orkestrasının yaylılarını aynı akustik zeminde buluşturan NAO, makam müziğinin tek sesli algılanan kalıplarını zengin polifonik düzenlemelerle genişletiyor.
Konserin solistliğini, dünya çapında geniş bir hayran kitlesine sahip olan Filistinli vokalist, flütist ve besteci Nai Barghouti üstleniyor. Barghouti’nin geleneksel Arap vokal süslemelerini (tarab) caz armonileri ve mikrotonal kıvraklıkla harmanlayan emsalsiz ses tekniği, sahneye hem lirik bir duygu yoğunluğu hem de çağdaş bir virtüözlük katıyor.
Paylaşılan Akdeniz Belleği ve Evrensel Diyalog
Konser repertuvarı; Umm Kulthum, Fairouz ve Mohammed Abdel Wahab gibi Arap modernleşmesinin müzikal anıtlarının eserlerinden klasik Endülüs muwashahat formlarına uzanan geniş bir coğrafi belleği kucaklıyor. Türk ve Arap makam geleneklerinin tarihsel kesişim noktalarını görünür kılan bu tınısal diyalog, iki komşu kültür arasındaki köklü müzik hafızasını modern bir başyapıt gibi yeniden yorumluyor.
Makam müziğinin karmaşık ritmik ve melodik yapılarını uluslararası konser salonlarının prestijli sahneleme standartlarıyla buluşturan topluluk, oryantalist klişeleri aşan bir müzikolojiyi temsil ediyor. Sahneden yükselen senfonik armoni; Doğu’nun felsefi derinliğini, kederini ve coşkusunu evrensel insanlık durumunun estetik bir ifadesi olarak yeniden kuruyor.