Küratöryel Belleğin Ses Bulduğu Mekân: Orta Çağ Şehir Meydanı

New York’un kültürel amiral gemisi The Metropolitan Museum of Art (The Met), Gotik dönemin ihtişamını barındıran Orta Çağ Heykel Salonu’nu cam vitrinlerin ardındaki statik sergileme mantığından çıkararak interaktif bir deneyim alanına dönüştürdü. Müzenin teknoloji girişimi Ask Mona iş birliğiyle geliştirdiği ve 6 Temmuz 2026 tarihinde ziyaretçilerle buluşturduğu Town Square AI projesi, heykellerin kendi malzeme, köken ve ikonografi hikayelerini birinci ağızdan anlatmalarına olanak tanıyor. Ziyaretçilerin akıllı telefonları üzerinden QR kod okutarak sesli ya da yazılı etkileşime girebildiği sistem, İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Çince dillerinde eş zamanlı diyalog imkânı sağlıyor.

Görsel

Projenin merkezinde yer alan yapay zeka mimarisi, internetteki kontrolsüz veriler yerine The Met'in Orta Çağ Sanatı Departmanı küratörleri, konservatörleri ve provenans uzmanlarının titizlikle doğruladığı kapalı bir akademik veri tabanıyla besleniyor. Doçent Küratör Shirin Fozi ve Konservatör Lucretia Kargère öncülüğünde yapılandırılan bu içerik havuzu, yapay zekanın dini veya teolojik vaazlar vermek yerine, heykelin fiziksel varlığını ve üretim tarihini açıklamasını güvence altına alıyor. Heykeller; üzerlerindeki yaldız kalıntılarından kullanılan meşe veya kireçtaşının cinsine, ellerinde tuttukları sembolik nesnelerden yüzyıllar içindeki restorasyon izlerine kadar pek çok detayı ziyaretçiye aktarıyor.

Görsel

Dört ana figür üzerinden kurgulanan diyalog evreninde, Mecdelli Meryem (Mary Magdalene), Aziz Augustinus (Saint Augustine), Troyes'lu Azize Savina (Saint Savina of Troyes) ve geçmişte hatalı biçimde "Afrikalı Prens" olarak adlandırılan ancak güncel araştırmalarla Üç Müneccim'den biri olduğu kanıtlanan Balthazar heykelleri yer alıyor. Her eserin kendine özgü editoryal tonu ve hikâye anlatım tarzı, ziyaretçiyi bir veri tabanıyla değil, tarihsel olarak vücut bulmuş bir tanıkla konuşma hissiyatına yaklaştırıyor. Balthazar figürü, sanat tarihindeki atıf ve kataloglama süreçlerinin zamanla nasıl dönüştüğünü kendi serüveni üzerinden izleyiciye açıklayan somut bir örneğe dönüşüyor.

Görsel

Bakışı Heykele Geri Döndüren Dijital Rehberlik ve Estetik Diyalog

Müzecilik dünyasında yapay zekanın rolüne dair süregelen tartışmalara dikkat çeken Ask Mona CEO'su Marion Carré, Ocula mecrasına verdiği demeçte, bu modelin fiziksel rehberlerin yerini almayı hedeflemediğini, aksine her ziyaretçiye bireysel bir küratöryel derinlik sunduğunu vurguluyor. Geleneksel duvar panolarının ya da standart sesli rehberlerin tek yönlü aktarımını aşan sistem, izleyicinin kendi merakı doğrultusunda şekillenen organik bir keşif rotası çiziyor. Dijital etkileşim bir amaç olmaktan çıkıp, izleyiciyi heykeli çevreleyen mekânda adımlamaya ve kumaş kıvrımlarını yakından incelemeye davet eden bir köprü vazifesi görüyor.

Görsel

Town Square AI sisteminin en ayırt edici tasarım prensibi, verilen her yanıtın ziyaretçinin dikkatini ekrandan koparıp doğrudan heykelin plastik detaylarına geri yönlendirmesi üzerinde yükseliyor. Ziyaretçi bir azizin tacını veya elindeki kitabı sorduğunda, yapay zeka yalnızca sembolik anlamı açıklamakla kalmıyor; eserin üzerindeki yontu darbelerini, ahşaptaki çatlakları ve komşu galerilerdeki diğer Gotik eserlerle olan biçimsel bağları işaret ediyor. Böylece teknoloji, dikkati dağıtan bir yabancılaşma unsuru olmak yerine, Orta Çağ sanatının karmaşık görsel kodlarını çözümleyen çağdaş bir gözetleme merceğine dönüşüyor.

Photos: Medieval Art and The Cloisters at The Met