Görsel

Sanatçı İnisiyatifinden Kurumsal Koleksiyona: Beş Yıllık Çağdaş Bellek

1979 yılında sanatçılar tarafından kurulan ve Amerika Birleşik Devletleri'nin en saygın çağdaş sanat kurumlarından biri haline gelen Los Angeles Çağdaş Sanat Müzesi (MOCA), kalıcı koleksiyonunun son beş yıllık dinamik genişleme politikasını özetleyen In These Times: Recent Acquisitions at MOCA sergisini ziyarete açmaya hazırlanıyor. 20 Eylül 2026 ile 3 Ocak 2027 tarihleri arasında MOCA Grand Avenue ana binasında sanatseverlerle buluşacak olan sergi, müzenin küresel ve yerel sanat pratiklerine yönelik satın alma ve bağış stratejilerini kapsamlı bir panorama halinde sunuyor.

Görsel

Müzenin Kıdemli Küratörü Bennett Simpson ile Küratöryel Asistanı Ariana Rizo tarafından kurgulanan gösterim, kronolojik bir dizilim yerine tematik galeri odalarından oluşan akışkan bir mekân tasarımı benimsiyor. Los Angeles kentsel kimliğinin görsel temsilleri, kolektif ve bireysel portrecilik, soyut resimdeki en güncel arayışlar ile titiz ve mikro düzeydeki detaycılığı odağına alan yerleştirmeler, her odada farklı bir çağdaş diyalog kuruyor.

Sergilenen edinimler arasında; Charles Gaines, Julie Mehretu, Nairy Baghramian, Alex Israel, Andrea Bowers, Henry Taylor, Louise Bonnet, Philip-Lorca diCorcia, Ed Bereal, Christina Forrer, Suzanne Jackson, Liz Larner, Rebecca Morris ve Gee's Bend dokuma mirasını çağdaş sanata taşıyan Essie Bendolph Pettway gibi uluslararası sanat sahnesinin öncü figürlerinin yapıtları yer alıyor. Seçki, modern anlatıların yerleşik sınırlarını esneten çok sesli ve disiplinlerarası bir estetik çerçeve çiziyor.

Toplumsal Kırılmalar, Kimlik ve Koleksiyonun Geleceği

In These Times, adından da anlaşılacağı üzere, içinde bulunduğumuz çalkantılı çağın sosyo-politik gerçekliklerine, kimlik sorgulamalarına ve mekânsal dönüşümlerine doğrudan tanıklık eden yapıtlardan besleniyor. Sanatçıların son yıllarda küresel salgınlar, iklim adaleti, ırksal eşitlik ve teknolojik dönüşüm ekseninde ürettikleri formlar, müze mekanında yalnızca estetik birer nesne olarak değil, tarihin canlı belgeleri olarak konumlanıyor.

Müzenin kamuya açık ve ücretsiz giriş modelini sürdürdüğü bir dönemde hayata geçen bu kapsamlı sergi, çağdaş sanat kurumlarının değişen rolünü de yeniden tartışmaya açıyor. Kalıcı koleksiyonları salt geçmişin korunduğu statik depolar olmaktan çıkarıp bugünün çelişkileriyle sürekli yüzleşen dinamik platformlara dönüştürme hedefi, MOCA'nın editoryal ve kurumsal vizyonunun omurgasını oluşturuyor.