Görsel

Kehinde Wiley ve Barack Obama

Diplomatik Temsilden İdeolojik Tasfiyeye: Bir Siparişin Dönüşümü

Eski ABD Başkanı Barack Obama’nın 2018 yılında National Portrait Gallery için hazırlanan ikonik başkanlık portresiyle küresel çapta tanınan ressam Kehinde Wiley, bu kez diplomatik bir sanat krizinin merkezinde yer alıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki Art in Embassies (Büyükelçiliklerde Sanat) programı kapsamında 2013 yılında sipariş edilen ve 2015 yazında ABD'nin Santo Domingo Büyükelçiliği binasına yerleştirilen Young Artists After Siamesas 1960 adlı anıtsal tablo, bakanlık kararıyla sergilendiği duvardan indirildi. Yaklaşık 3,6 metre genişliğindeki eser, mevcut diplomatik temsilciler tarafından "küreselci ideolojilerin sembolü" olarak nitelendirilerek federal mülkiyetten çıkarılmak üzere tasfiye ve satış sürecine alındı.

Dominikli öncü sanatçılar Celeste Woss y Gil ile Gilberto Hernández Ortega’nın mirasına atıfta bulunan ve yerel sanat öğrencileriyle iş birliği içinde üretilen tablo; Wiley’nin karakteristik gösterişli çiçek desenli arka planı önünde dört genç Dominikli figürü betimliyor. Klasik Avrupa portre geleneğinin güç hiyerarşisini tersyüz ederek tarihsel olarak dışlanmış siyah ve melez bedenleri anıtsal ölçekte yücelten eser, tamamlandığı dönemde iki ülke arasındaki kültürel diyaloğun ve kapsayıcı modern diplomasinin simgesi olarak konumlandırılmıştı. Hatta Wiley, bu katkılarından ötürü 2015 yılında bizzat Dışişleri Bakanlığı tarafından Sanat Madalyası ile ödüllendirilmişti.

Görsel

Ancak ABD’nin Dominik Cumhuriyeti Büyükelçisi Leah Campos ve Art in Embassies Direktörü Erin Scavino öncülüğünde alınan kaldırma kararı, eserin temsil ettiği estetik ve politik dili doğrudan hedef aldı. Tablonun kaldırılmadan hemen önce Amerikan bayrağı motifli bir brandayla örtülmesi ve ardından depoya kaldırılması, diplomatik mekânlarda sergilenen sanatın ulusal kimlik ve vatanseverlik tanımları üzerinden nasıl yeniden disipline edilmek istendiğini somut bir görsel eyleme dönüştürdü. Karar vericiler, Wiley’nin figüratif yaklaşımını estetik açıdan "korkutucu ve ayrıştırıcı" ilan ederek eserin varlığına son verme adımı attı.

Görsel

Kültürel Diplomasinin Geleceği ve Kurumsal Hafızanın Aşınması

1963 yılından bu yana federal hükümetin yumuşak güç stratejisinin ve uluslararası kültürel köprülerinin en prestijli ayaklarından biri olan Art in Embassies koleksiyonu, kuruluşundan bu yana ilk kez bu denli açıktan yürütülen bir ideolojik ayıklama sürecine sahne oluyor. Amerikan büyükelçiliklerini yerel kültürlerle diyalog kuran dinamik çağdaş sanat alanlarına dönüştürme vizyonu, siyasal iktidarların estetik tercihlerine göre şekillenen daraltılmış bir ulus anlatısına feda ediliyor. Sanat dünyası temsilcileri ve hukukçular, bir devletin kendi sipariş ettiği ve kamu kaynaklarıyla finanse ettiği tescilli bir sanat eserini siyasi gerekçelerle açık artırmaya çıkarma girişimini tehlikeli bir emsal olarak değerlendiriyor.

Young Artists After Siamesas 1960 etrafında patlak veren bu kriz, sanat eserinin fiziksel formunun aynı kalmasına karşın, etrafındaki kurumsal ve siyasal otoritenin değişmesiyle nasıl bir "tehdit" nesnesine dönüştürülebileceğinin en çarpıcı örneğini sunuyor. Karayip gençliğinin zarafetini ve kimliğini diplomatik koridorlara taşıyan tuvalin tasfiyesi, yalnızca tek bir sanatçının üretimine yönelik bir sansür vakası değil; aynı zamanda çoğulcu hafızanın diplomatik mekânlardan silinmesi çabası olarak okunuyor. Eserin olası müzayede satışı ise kamu koleksiyonlarının korunması ilkesine dair derin etik ve yasal soru işaretleri barındırıyor.

Santo Domingo'daki büyükelçilik duvarında açılan bu boşluk, sanatın devlet aygıtları tarafından temsil aracı olarak kullanımı ile sanatsal özerklik arasındaki kadim gerilimi bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor.